YARATICI DÜŞÜNCE – Michael MICHALKO

0

Derleyen: Halit YILDIRIM                                      14 Aralık 2017

 

Neden bazı insanlar yaratıcıyken diğerleri yaratıcı değildir?

Bilgileri geçmişte olanlar, geçmişteki düşünürlerin düşündükleri ve şu anda var olanlardan yola çıkarak işlemek üzere eğitildik. Bize öğretilenlere göre cevabı nasıl elde edeceğimizi bildiğimizi düşündüğümüzde, düşünmeyi bırakırız. “Cevap” sözcüğünün İspanyolcası respuesta’dır ve respons ölüler için okunan ilahi) sözcüğüyle aynı etimolojik kökene sahiptir. Bu artık bir yaşama sahip olmayanla ilgilidir. Diğer bir deyişle, geçmişte olanlara göre cevapları bildiğinizi düşündüğünüzde, düşünüşünüz ölür.

Bu nedenle, çoğu insan yeni fikirler geliştirmek için hayal güçlerini kullandığında, bu fikirler ağırlıklı olarak öngörülebilir biçimlerde, var olan kategori ve kavramların özellikleriyle yapılandırılırlar. Yaratıcı düşünce, yeni kategori ve kavramlar yaratarak birbirine benzemeyen iki ya da daha fazla konu arasında bir çağrışımlar ve bağlantılar kümesi yaratma becerisi gerektirir. Bize bilgiyi bu şekilde işlemek öğretilmedi.

Birbirine benzemeyen konular arasında yaratıcı biçimde çağrışımlar ve bağlantılar üretmenin anahtarı, kavramsal birleştirmedir. Bu, yeni fikirler oluşturmak için iki ya da daha fazla kavramı aynı zihinsel alanda bileştirmeyi içeren bir yaratıcı düşünce sürecidir.

Bir an için düşüncenin su olduğunu hayal edin. Doğduğunuzda, zihniniz bir bardak suya benzer. Düşünme biçiminiz kapsayıcı, net ve akışkandır. Tüm düşünceler iç içe geçerek birleşir ve her türden bağlantı ve çağrışıma yol açar. Bu nedenle çocuklar kendiliğinden yaratıcıdır.

Bilim, teknoloji, tıp, sanat ve günlük yaşamın da içinde olduğu pek çok alandaki yaratıcılık, birbirine benzemeyen nesneleri kavramsal olarak birleştirmeye yönelik temel zihinsel işlemden doğar. Yaratıcı fikirler analiz edildiğinde, her zaman eski fikirlerin yeni bileşimleri oldukları açığa çıkar. Bir şair genellikle yeni sözcükler oluşturmaz, bunun yerine eski sözcükleri yeni bir biçimde bir araya getirir. Fransız şair Paul Valery, şöyle alıntılanmıştır: “Herhangi bir şey icat etmek iki kişi gerektirir. Biri bileşimleri ortaya koyar; diğeri seçer, ne istediğinin ve diğer kişinin ona sunduğu bütünün içinde neyin kendisi için önemli olduğunun farkına varır.”

Einstein’ın görecelik kuramını düşünün. Enerji, kütle ya da ışık kavramlarını icat eden o değildi. Daha çok bu fikirleri yeni ve işlevsel bir biçimde birleştirdi,

Bir çam kozalağı düşünün. Bir çam kozalağı ile okuma yazma süreci arasında nasıl bir ilgi vardır? 1818 yılında Fransa’da, dokuz yaşında bir çocuk, babasının at koşumları yapmasına yardım ederken kaza sonucu bir delgeçle gözlerini kör etti. Birkaç yıl sonra çocuk bahçede oturmuş okuma ve yazma konusundaki beceriksizliği hakkında düşünüyordu ki bir arkadaşı ona bir çam kozalağı verdi.

Parmaklarını kozalağın üzerinde dolaştırdı ve boyutlar arasındaki küçük farklılıkları gördü. Kavramsal olarak farklı boyutlardaki çam kozalaklarının verdiği duyguyu okuma-yazma ile bileştirdi ve kâğıt üzerinde kabarık noktalarla bir alfabe oluşturabileceğini fark etti, böylelikle körler bu alfabeyle ne yazıldığını hissedebilir ve okuyabilirdi. Braille bu şekilde görme özürlüler için bütünüyle yeni bir dünyanın kapılarını açmış oldu. Birbiriyle ilişkisi olmayan iki konu arasında bağlantı kurduğunuzda, hayal gücünüz boşlukları doldurmak ve bunu anlamlandıracak bir bütün oluşturmak için sıçrama yapacaktır.

hiç yorum yok

Bu yazı da ilginizi çekebilir

العربية简体中文NederlandsEnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsРусскийEspañolTürkçe