“www.edge.org” ve “Holizm” konusunda bir makale (Ümit Ersöz, 20 Haziran 2013)

0

“www.edge.org” ve “Holizm” konusunda bir makale…

1981-1996 yılları arasında çeşitli yerlerde biraraya gelerek entellektüel konuları tartışan “The Reality Club” adlı grup, 1996 yılından itibaren Edge Foundation çatısı altında ve  www.edge.org adresindeki e-dergi ile tüm dünyaya açılıyor.
1996 yılından günümüze kadar Edge Foundation her yıl bir soru sorup sanatçı, yazar, bilimadamı ve diğer düşünürlerin sorulan sorulara verdikleri yanıtları www.edge.orgweb sitesinde yayımlıyor.

2011 yılında sorulan soruyu Harvard Üniversitesi’nde bir psikolog olan Steven Pinker önerdi;

What scientific concept would improve everybody’s cognitive toolkit?”.

Türkçe’ye şöyle çevrilebilir;

Hangi bilimsel kavram herkesin bilişsel aracını geliştirebilir?”.

Bir başka deyişle, şöyle çevirmek de mümkün;

İnsanlar dünyayı daha iyi anlamak için aldıkları bilgiyi yorumlama yolunu nasıl değiştirebilirler?

Bu soruya yazdıkları makalelerle yanıt veren 167 sanatçı, yazar, bilimadamı ve diğer düşünürlerin yazılarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.


Yazıları ile bu soruya yanıt veren ve katkıda bulunan kişilerden birisi de Nicholas A. Christakis (Harvard Üniversitesi’nde Doktor ve Sosyal Bilimci). Kendisi,Connected: The Surprising Power of Our Social Networks and How They Shape Our Lives” başlıklı kitabın eşyazarlarından bir tanesi. Sosyal Ağ’ların günümüzde yaşamımızı ne kadar etkilediği ve yaşamımızı ne kadar şekillendirdiğini anlatıyor… bugün ülkemizde yaşananları anlamamız için de çok yararlı olabilir!

Nicholas A. Christakis’in yukarıdaki soruya yanıt olarak yazdığı yazının aslını şu bağlantıda 
http://www.edge.org/response-detail/10440 ve metnin tamamını aşağıda bulabilirsiniz;
Holism” başlıklı bu yazıyı bloğumuzda yayımlanmak üzere bana göndererek holizmi daha iyi anlamama ve ayrıca www.edge.orgweb sitesini keşfetmeme sebep olan Sn. Mustafa Özcan’a teşekkür ederim.

Mustafa bey’in ifadeleri ile; makale holizm konusunu yüksek bir genellikle işlemesi yönüyle yetkin ve ilginç bir içerik sunuyor. Hele hele “bütünün parçalarından fazla oluşu” ve sinerjik etki hususları ile ilgili olarak mikro kosmoz (parçacıklar dünyası) ve mezo kosmoz (canlılar dünyası) ile igili örnekleri son derece aydınlatıcı bir mahiyet ortaya koymaktadır.”

KDP katılımcılarının ilgisini çekmesi durumunda önümüzdeki günlerde www.edge.orgweb sitesinden daha fazla yararlanıp KDP bloğunda buradan daha fazla yazıyı paylaşabileceğimizi belirtmek isterim.

Ümit Ersöz (20 Haziran 2013)
                             * * * 
Holism

Some people like to build sand castles, and some like to tear them apart. There can be much joy in the latter. But it is the former that interests me. You can take a bunch of minute silica crystals, pounded for thousands of years by the waves, use your hands, and make an ornate tower. Tiny physical forces govern how each particle interacts with its neighbors, keeping the castle together, at least until the force majeur of a foot appears.

But, having built the castle, this is the part that I like the most: you step back and look at it. Across theexpanse of beach, here is something new, something not present before among the endless sand grains, something risen from the ground, something that reflects the scientific principle of holism.
Holism is colloquially summarized as “the whole is greater than the sum of its parts.” What is interesting to me, however, are not the artificial instantiations of this principle — when we deliberately form sand into ornate castles or metal into airborne planes or ourselves into corporations — but rather the natural instantiations. The examples are widespread and stunning. Perhaps the most impressive one is that carbon, hydrogen, oxygen, nitrogen, sulfur, phosphorus, iron, and a few other elements, when mixed in just the right way, yield life. And life has emergent properties not present in — nor predictable from — these constituent parts. There is a kind of awesome synergy between the parts.

Hence, I think that the scientific concept that would improve everyone’s cognitive toolkit is holism: the abiding recognition that wholes have properties not present in the parts and not reducible to the study of the parts.

For example, carbon atoms have particular, knowable physical and chemical properties. But the atoms can be combined in different ways to make, say, graphite or diamond. The properties of those substances — properties such as darkness and softness and clearness and hardness — are not properties of the carbon atoms, but rather properties of the collection of carbon atoms. Moreover, which particular properties the collection of atoms has depends entirely on how they are assembled — into sheets or pyramids. The properties arise because of the connections between the parts. I think grasping this insight is crucial for a proper scientific perspective on the world. You could know everything about isolated neurons and not be able to say how memory works, or where desire originates.

It is also the case that the whole has a complexity that rises faster than the number of its parts. Consider social networks as a simple illustration. If we have ten people in a group, there are a maximum of 10×9/2=45 possible connections between them. If we increase the number of people to 1,000, the number of possible ties increases to 1,000×999/2=499,500. So, while the number of people has increased by 100-fold (from 10 to 1,000), the number of possible ties (and hence, this one measure of the complexity of the system), has increased by over 10,000-fold.

Holism does not come naturally. It is an appreciation not of the simple, but of the complex, or at least of the simplicity and coherence in complex things. Moreover, unlike curiosity or empiricism, say, holism takes a while to acquire and to appreciate. It is a very grown-up disposition. Indeed, for the last few centuries, the Cartesian project in science has been to break matter down into ever smaller bits, in the pursuit of understanding. And this works, to some extent. We can understand matter by breaking it down to atoms, then protons and electrons and neutrons, then quarks, then gluons, and so on. We can understand organisms by breaking them down into organs, then tissues, then cells, then organelles, then proteins, then DNA, and so on.

But putting things back together in order to understand them is harder, and typically comes later in the development of a scientist or in the development of science. Think of the difficulties in understanding how all the cells in our bodies work together, as compared with the study of the cells themselves. Whole new fields of neuroscience and systems biology and network science are arising to accomplish just this. And these fields are arising just now, after centuries of stomping on castles in order to figure them out
________________________________
NICHOLAS A. CHRISTAKIS
Physician and Social Scientist, Harvard University; Coauthor, Connected: The Surprising Power of Our Social Networks and How They Shape Our Lives


Yazar Hakkında

hiç yorum yok

Bu yazı da ilginizi çekebilir

İstek ve İstenç (Timur Otaran, 7 Haziran 2014)

İstek ve İstenç  Hegel’in dizgesindeki kavramlar, evrensel ve tikel olarak, diyalektik yöntemle bağlanır. İstek, evrensel ve sonsuz iken, istenç onu sınırlayan tikel karşıtıdır. İsteği olumsuzlayan ...
العربية简体中文NederlandsEnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsРусскийEspañolTürkçe