Akıl ve Duygu – 7 (Timur Otaran, 5 Şubat 2017)

0

Duygular – Sorumluluk 
Aristo duygulardaki sorumluluğu, duygulardan sonra gelen ifadesinin kontrolunda değil, önceden hazırlıklı ve sorumlu kişiliğin oluşturulmasında aramıştır. Duyguların kontroldan çıktığı durumların olması, bir önceki sürecin önemini azaltmaz.
Düşüncelerin duygulardan farkı, önceden tasarlanmış olması olarak bilinse de, bir anda içe doğan fikirler de vardır. Örneğin, rüyada görülen yılan, benzen molekülünün keşfine ilham verebilir. Diğer yandan, bu konuda yoğun araştırma içinde olmayan birinde böyle bir sezgi ortaya çıkabilir miydi, diye sormak gerekir. Aynı şekilde, konuşurken sarf edilen sözcükler nasıl daha önce düşünülmüş fikirlerden doğabiliyor ise, duyguların ardında da benzer bir hazırlık süreci vardır.
Deneyime etkin olarak katılan duygular, uzanılamayan üzüm için görüş değişikliği yerine onun koruk olduğu inancına sarılır. Benzer bir etkin katılım ile değişim, gülümseme ile gelen kendini daha iyi hissetme duygusunda görülür. Kendini aşka veya kızgınlığa hazırlayanlarda da duygusal sürece etkin katılım ve dolayısıyla onun sorumluluğu söz konusudur.

Duygular – Etik
Hiç bir şeye aldırılmadığında, seçenekler arasında bir tercihte bulunması olanaksız olan ussal düşüncelerin, insanı harekete geçiremeyeceğinden, duyguların kölesi olması gerektiğini söyleyen Hume’u eleştiren Kant, saf pratik akıl olan etik’in ardındaki gücün ussallık olması gerektiğini iddia etmiştir.
Bir değer yargısı olan duygunun, yerinde/yersiz veya doğru/yanlış olması, onu etiğin konusu yapar. Duyguları, motivasyon ve sonuçları açısından ele alan Hume, etiği yarar üzerinden inceler. Diğer yandan, insanın huzurunu bozan duygulardan kurtulması gerektiğini söyleyen Buda, dünyanın çok önemsenmemesi ve ona bağlanılmamasını öneren Stoa’cılar gibi, duyguları yanlış yargılar olarak görür.
Buna karşılık, etik örnek oluşturacak bir yaşam planı öneren Konfiçyus ve erdemli kişiliğin geliştirilmesine odaklanılmasını öneren Aristo, duygu-düşünce birliğini sağlayan karakterin önemini vurgular. Gerçekten de, amigdala hasarı sonucu duygularını kaybedenlerde ussal düşünme etkilenmese de bozulan bu birlikteliğin etkisi karar verme sürecinin zora girmesinde görülür.  
Etiğin merkezinde Adam Smith’in sözünü ettiği, fenalığa karşı uyanan tiksintinin yarattığı adalet duygusu gibi pek çok duygu vardır. Bir duruma ahlaki karşı koyuş, toplumsal kuralların bilgisine sahip duygular ile gerçekleşir. Anında ve sonrasında tekrar tekrar değerlendirilen duyguların içindeki ve hakkındaki bilgilerin çarpışmasının etik bağlamda sentezlediği duygu-düşünce birliği, duygusal tamlık halidir. Bu duygusal bütünlük, körü körüne bir amaca bağlanmak değildir.
Hayatın kalitesini arttırmanın yolu sadece insanın kendine değil, kendinden daha büyük olan değerlere ve kendinin de parçası olduğu diğer insanların yaşamlarıyla uyumlu olan ilişkisine bağlıdır.
Timur Otaran (5 Şubat 2017)

Yazar Hakkında

hiç yorum yok

Bu yazı da ilginizi çekebilir

العربية简体中文NederlandsEnglishFrançaisDeutschItalianoPortuguêsРусскийEspañolTürkçe